1 Şubat 2026 Pazar

KUYUCAKLI YUSUF

 











KÜNYE

Kitap Adı: Kuyucaklı Yusuf

Yazarı: Sabahattin Ali

Basım: Türkiye İş Bankası Yayınları– 2.Basım- 2020

Sayfa: 231

Tür: Roman, Türk Edebiyatı Klasikleri


İNCELEME:

Kuyucaklı Yusuf / Sabahattin Ali

Roman küçük Yusuf’un evlerinin eşkıyalarca basılması, hem öksüz hem yetim kalması ile başlar. Olay yerine gelen Kaymakam Selahattin Bey ise Yusuf’un haline dayanamaz ve onu evlatlık alır. Ancak bu evde eşiyle aralarının açılmasına sebep olur. Analığı tarafından istenmeyen, okumaya hevesi olmayan, yeni yurduna bir türlü alışamayan Yusuf, ailenin minik kızı Muazzez’e tertemiz bir sevgi besler, ona ağabeylik eder, koruyup kollar. Ta ki Muazzez genç kız olup, etrafta Yusuf’un hoşlanmadığı zengin ağa çocuklarının ilgisini çekene kadar. Delikanlılar arasında çekişmeler, kavgalar başlar. Bu uğurda sözü geçen ağa ve adamları kaymakam başına çorap örmeye başlar. Durumu fark eden Yusuf ise bir çıkar yol arar. Kendine dahi itiraf etmekte zorlandığı aşkının karşılıksız olmadığını öğrenen ve analığının hain planlarının farkına varan Yusuf duruma el koyar.

Kaymakamın hastalığı, Yusuf’un aldığı sorumluluk, artık bir baltaya sap olma ihtiyacı doğurur. İşin amaçsızlığını sorgulasa da başka çaresi de yoktur. Kaymakamın vefatı ise her şeyin sarpa sarmasına sebep olur. Yusuf hem boşluğundan fırsat bilen timsahların hem de analığının tekrar işlemeye başlayan hain planlarının içine düşmüş bulur hem kendini hem de Muazzez’i. Sonrasında gelişenler ise hem soluk soluğa hem hüzünle okuduğumuz bir hikaye bırakır.

Usta yazardan okuduğum 3.romandı. Çürümüş, adaletsiz düzene, zenginin söz sahibi olduğu, parayla şekillenen bürokrasiye karşı bir toplum eleştirisi yazmış. Ayrıca bireyin kendini ait hissetmediği yerde verdiği mücadele, yalnızlaşması, imkansızlıklar nedeniyle istekleri ile yapmak zorunda kaldıkları arasındaki sıkışmışlığı anlatılmış. Edebi yanı çok güçlü, etkileyici ve oldukça sürükleyici bir kitaptı. Mutlaka okunmalı.

Kitabın sonu sanki devamı gelecekmiş gibi bitiyor. Bunun sebebi ise aslında yazarın bu kitabı, tıpkı Yaşar Kemal’in İnce Memed serisi gibi bir üçleme olarak planlamış olmasıymış ancak maalesef erken yaşta öldürülmesi buna engel olmuş. Yusuf’un hikayesini ise cezaevi günlerinde tanıştığı bir gencin hikayesinden etkilenerek yazmış.

 

 KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var..."

 

“İki insanın karşılaşması kadere bağlıdır, ama yan yana kalmaları onların gayretine bağlıdır.”

 

“Hayat, birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu…”

 

“Hayattan fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.”(Selahattin Bey)

 

“Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli… Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; “ Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!” deriz. Bazı şeylerde mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma… Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.”(Selahattin Bey)

 

“Hayat bu derece manasız ve insan dünyaya boş durmak için gelmiş olamazdı. Bunların hiçbirinin hakikat olmaması lazımdı.”(Yusuf)

 

“Yaramın nerede olduğunu bimiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor.”

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder