KÜNYE
Kitap
Adı: Kuyucaklı Yusuf
Yazarı:
Sabahattin Ali
Basım:
Türkiye İş Bankası Yayınları– 2.Basım- 2020
Sayfa:
231
Tür:
Roman, Türk Edebiyatı Klasikleri
İNCELEME:
Kuyucaklı
Yusuf / Sabahattin Ali
Roman
küçük Yusuf’un evlerinin eşkıyalarca basılması, hem öksüz hem yetim kalması ile
başlar. Olay yerine gelen Kaymakam Selahattin Bey ise Yusuf’un haline dayanamaz
ve onu evlatlık alır. Ancak bu evde eşiyle aralarının açılmasına sebep olur.
Analığı tarafından istenmeyen, okumaya hevesi olmayan, yeni yurduna bir türlü
alışamayan Yusuf, ailenin minik kızı Muazzez’e tertemiz bir sevgi besler, ona ağabeylik
eder, koruyup kollar. Ta ki Muazzez genç kız olup, etrafta Yusuf’un
hoşlanmadığı zengin ağa çocuklarının ilgisini çekene kadar. Delikanlılar arasında
çekişmeler, kavgalar başlar. Bu uğurda sözü geçen ağa ve adamları kaymakam
başına çorap örmeye başlar. Durumu fark eden Yusuf ise bir çıkar yol arar.
Kendine dahi itiraf etmekte zorlandığı aşkının karşılıksız olmadığını öğrenen ve
analığının hain planlarının farkına varan Yusuf duruma el koyar.
Kaymakamın
hastalığı, Yusuf’un aldığı sorumluluk, artık bir baltaya sap olma ihtiyacı
doğurur. İşin amaçsızlığını sorgulasa da başka çaresi de yoktur. Kaymakamın
vefatı ise her şeyin sarpa sarmasına sebep olur. Yusuf hem boşluğundan fırsat
bilen timsahların hem de analığının tekrar işlemeye başlayan hain planlarının
içine düşmüş bulur hem kendini hem de Muazzez’i. Sonrasında gelişenler ise hem
soluk soluğa hem hüzünle okuduğumuz bir hikaye bırakır.
Usta
yazardan okuduğum 3.romandı. Çürümüş, adaletsiz düzene, zenginin söz sahibi
olduğu, parayla şekillenen bürokrasiye karşı bir toplum eleştirisi yazmış.
Ayrıca bireyin kendini ait hissetmediği yerde verdiği mücadele, yalnızlaşması,
imkansızlıklar nedeniyle istekleri ile yapmak zorunda kaldıkları arasındaki
sıkışmışlığı anlatılmış. Edebi yanı çok güçlü, etkileyici ve oldukça sürükleyici
bir kitaptı. Mutlaka okunmalı.
Kitabın
sonu sanki devamı gelecekmiş gibi bitiyor. Bunun sebebi ise aslında yazarın bu
kitabı, tıpkı Yaşar Kemal’in İnce Memed serisi gibi bir üçleme olarak planlamış
olmasıymış ancak maalesef erken yaşta öldürülmesi buna engel olmuş. Yusuf’un
hikayesini ise cezaevi günlerinde tanıştığı bir gencin hikayesinden etkilenerek
yazmış.
"Hiç
geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın
sırtından atamayacağı şeyler de var..."
“İki
insanın karşılaşması kadere bağlıdır, ama yan yana kalmaları onların gayretine
bağlıdır.”
“Hayat,
birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa
bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu…”
“Hayattan
fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın
yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.”(Selahattin Bey)
“Hayatı
olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey
eksiltmeli… Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; “ Bu neden böyle? Böyle şeyleri
dünyadan kaldırmalı!” deriz. Bazı şeylerde mevcut değildir. İçimizden, bunların
olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan
dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını
istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde
olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma… Sonra en mühimi: Kendini
halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın
cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.”(Selahattin Bey)
“Hayat
bu derece manasız ve insan dünyaya boş durmak için gelmiş olamazdı. Bunların
hiçbirinin hakikat olmaması lazımdı.”(Yusuf)
“Yaramın
nerede olduğunu bimiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder