KÜNYE
Kitap Adı:
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi
Yazarı: Ayfer
Tunç
Basım: Can
Yayınları– 31.Basım- 2024
Sayfa: 536
Tür: Roman
İNCELEME:
Bir
Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi / Ayfer Tunç
“Bugün
14 Şubat Sevgililer Günü... Karıcım, delirmiş bunlar!..”
Ayfer
Tunç’tan okuduğum ilk kitaptı ve itiraf edeyim; oldukça farklı bir okuma
deneyimi oldu benim için. Bir ucu 19.yy’da bir ucu günümüzde geçen, oldukça
kalabalık ve gürültülü bir roman okudum. 300ün üzerinde karakteriyle okuduğum
en kalabalık kitaptı. Ayrıca bu kalabalık insan seli üzerinden de hem siyasal
hem sosyolojik bir Türkiye panoraması da çiziyor kitap.
Roman
Karadeniz’in bir ilinde denize sırtını dönmüş bir Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesini
merkeze alıyor. Denize bakan cephesinde bir tane bile pencere olmayan denize
küs bu hastaneye eli, ayağı, gözü değmiş, işi düşmüş, düşmemiş ama havasından bir
sebep solumuş olan ne kadar insan varsa ve bu insanlara da değen ne kadar insan
varsa romanımızın kahramanları onlar. Kurucusu, başhekimi, doktoru, hemşiresi,
hademesi, hastası, marangozu, çaycısı, sekreteri, gazetecisi, polisi, fotoğrafçısı,
hâkimi… Kimler yok ki! Tam bir karakterin hikayesini bitiriyoruz derken başka
bir karakterin öyküsüne bağlanıyoruz. Ve özellikle akıllı geçinenleri
irdeledikçe, kim akıllı kim deli diye sorarken buluyoruz kendimizi.
Okurken
başta kişi listesi çıkarıyordum ki 30ları bulunca vazgeçtim. Yazarımız incelikli
düşünüp kitabın arkasına kişi, nesne ve olaylar için dizin koymayı ihmal etmediğinden
hiç liste tutmaya girişmeyin. Zaten bir şekilde kimin kim olduğunu anlatıdan hatırlıyorsunuz.
Ancak anlatıdan kopmamak için kitabı okurken ara vermeyin veya araya kitap
sokmayın. Bu da bu kitap için kritik önerimiz olsun.
Karakter
cümbüşü gözünüzü korkutmasın, oldukça eğlenceli bir dille anlatılıyor
hikayeler. Roman bir solukta anlatılmış, yani bölüm, ara yok. Ki ben sık
duraklar bulmayı severim, yekpare bir 500 sayfa biraz evham yarattı bende. Bir
ara nereye varacak bu anlatının sonu diye endişe etmedim değil ama okuduğuma
memnunum. 300 küsur karakteri bu denli başarıyla bağlamak, hepsini hissettirmek
büyük bir ustalık. Tavsiye ederim.
KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:
“Yaş
ilerleyince anlıyordu insan. Mutluluk öyle gökten zembille inmiyor, itina
istiyordu.”
"Kapıldığı yaşlanma korkusunun nedeni, yarın başlayacağım, yakında
yapacağım, daha zaman var, bugün, yarın... diye diye ertelediği şeylerin
hiçbirini yapmamış, hayallerinin birçoğu için zamanın geçmiş olduğunu, sanki
zihninde bir şimşek çakmış gibi birdenbire ve kesinlikle anladığı halde, inkâr
etmiş olmasıydı."