14 Haziran 2026 Pazar

BİR DELİLER EVİNİN YALAN YANLIŞ ANLATILAN KISA TARİHİ

 











KÜNYE

Kitap Adı: Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi

Yazarı: Ayfer Tunç

Basım: Can Yayınları– 31.Basım- 2024

Sayfa: 536

Tür: Roman


İNCELEME:

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi / Ayfer Tunç

“Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü... Karıcım, delirmiş bunlar!..”

Ayfer Tunç’tan okuduğum ilk kitaptı ve itiraf edeyim; oldukça farklı bir okuma deneyimi oldu benim için. Bir ucu 19.yy’da bir ucu günümüzde geçen, oldukça kalabalık ve gürültülü bir roman okudum. 300ün üzerinde karakteriyle okuduğum en kalabalık kitaptı. Ayrıca bu kalabalık insan seli üzerinden de hem siyasal hem sosyolojik bir Türkiye panoraması da çiziyor kitap.

Roman Karadeniz’in bir ilinde denize sırtını dönmüş bir Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesini merkeze alıyor. Denize bakan cephesinde bir tane bile pencere olmayan denize küs bu hastaneye eli, ayağı, gözü değmiş, işi düşmüş, düşmemiş ama havasından bir sebep solumuş olan ne kadar insan varsa ve bu insanlara da değen ne kadar insan varsa romanımızın kahramanları onlar. Kurucusu, başhekimi, doktoru, hemşiresi, hademesi, hastası, marangozu, çaycısı, sekreteri, gazetecisi, polisi, fotoğrafçısı, hâkimi… Kimler yok ki! Tam bir karakterin hikayesini bitiriyoruz derken başka bir karakterin öyküsüne bağlanıyoruz. Ve özellikle akıllı geçinenleri irdeledikçe, kim akıllı kim deli diye sorarken buluyoruz kendimizi.

Okurken başta kişi listesi çıkarıyordum ki 30ları bulunca vazgeçtim. Yazarımız incelikli düşünüp kitabın arkasına kişi, nesne ve olaylar için dizin koymayı ihmal etmediğinden hiç liste tutmaya girişmeyin. Zaten bir şekilde kimin kim olduğunu anlatıdan hatırlıyorsunuz. Ancak anlatıdan kopmamak için kitabı okurken ara vermeyin veya araya kitap sokmayın. Bu da bu kitap için kritik önerimiz olsun.

Karakter cümbüşü gözünüzü korkutmasın, oldukça eğlenceli bir dille anlatılıyor hikayeler. Roman bir solukta anlatılmış, yani bölüm, ara yok. Ki ben sık duraklar bulmayı severim, yekpare bir 500 sayfa biraz evham yarattı bende. Bir ara nereye varacak bu anlatının sonu diye endişe etmedim değil ama okuduğuma memnunum. 300 küsur karakteri bu denli başarıyla bağlamak, hepsini hissettirmek büyük bir ustalık. Tavsiye ederim.

 


KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

“Yaş ilerleyince anlıyordu insan. Mutluluk öyle gökten zembille inmiyor, itina istiyordu.”

 

"Kapıldığı yaşlanma korkusunun nedeni, yarın başlayacağım, yakında yapacağım, daha zaman var, bugün, yarın... diye diye ertelediği şeylerin hiçbirini yapmamış, hayallerinin birçoğu için zamanın geçmiş olduğunu, sanki zihninde bir şimşek çakmış gibi birdenbire ve kesinlikle anladığı halde, inkâr etmiş olmasıydı."