KÜNYE
Kitap Adı:
Ormanın Kalbi – İnsan İle Doğa Arasındaki Görünmez Bağ
Yazarı: Peter
Wohlleben
Basım: Doğan
Yayınları– 1.Basım- 2025
Sayfa: 197
Tür: Araştırma-İnceleme
İNCELEME:
Ormanın
Kalbi / Peter Wohlleben
*İnsan
İle Doğa Arasındaki Görünmez Bağ*
Yazar
ile ‘Ağaçların Gizli Yaşamı’ isimli kitabı ile tanışmıştım. Eski bir ormancı
olan yazar, şimdilerde önemli doğa koruma çalışmalarına öncülük ediyor ve hem
bilimsel çalışmalardan hem de kendi mesleki deneyimlerinden yola çıkarak okuyucuya
doğa ile insan arasındaki bağı yeniden hatırlatmayı hedefliyor.
İnsan
5 duyusunu doğa ile paralel nasıl kullanır? Doğadan uzaklaşarak duyuları ile
başarı sağlayan canlıların çok mu ardına düştük? Doğada duyularımızı geliştirmek
mümkün mü?
“Orman
banyosu”nun Japonya da doktor reçetesiyle uygulana bir tedavi olduğunu biliyor
musunuz? Nedir orman banyosu?
Ağaçlar
acıyı hissedebilir mi? Ağaçlara sarıldığımızda dokunuşlarımızı hissederler mi?
Ağaçlar
görebilir ve işitebilir mi? Yapraklar tek kullanımlık gözler olabilir mi? Ya
bitkilerin kökleri aslında küçük birer beyin olabilir mi? Ağaçlarda kalp atışı
duymak mümkün mü?
Hayvanlar
ile bitkiler arasında gerçekten keskin sınırlar mı var?
Doğanın
eczanesinden nasıl faydalanırız?
Doğal
orman alanlarını arttırarak iklim değişimiyle mücadele edebilir miyiz?
Biraz
teknolojiden doğaya dönmek öz becerilerimizi tekrar anlamak ve pekiştirmek,
ormanın iyileştirici gücünü tekrar hissetmek, doğa ile aramızdaki güçlü bağı
tekrar kurmak isterseniz bu kitaptan başlayabilirsiniz. Dili oldukça sade ve
güzel örneklerle akıcı bir anlatım sunuyor. Ancak favorim yine de Ağaçların
Gizli Yaşamı olarak kaldı, öncelikle onu okuyun isterim.
KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:
“Yalnızca dışarıdaki doğayı korumakla, görünürde
önemsiz böcekleri ya da kuş türlerinin neslini tükenmekten kurtarmak için uğraşmakla
kalmıyoruz. Hayır, dünyanın ekosistemini korumaya destek olan her önlemle aynı
zamanda kendimizi ve yaşam kalitemizi de korumuş oluyoruz çünkü biz de o
bütünün ayrılmaz bir parçasıyız. Doğayı korumak, aslına kelimenin tam anlamıyla
öz bakımdır ve öyle de olmalıdır.”
"İnsanların, onlar olmadan doğal ormanların
hayatta kalamayacağını söylediklerini sık sık duydum. Ağaçların 300 milyon
yıldır, modern insanların 300.000 yıldır var olduğunu, kanunlarla düzenlenmiş
ormancılığın ise yalnızca 300 yıldır yapıldığını söylemek gerekir. Bu sürenin
büyük bir kısmında, ormanların insan hakemler olmadan da gayet güzel idare
ettikleri ve birbirleriyle ihtilafa düşmedikleri apaçık olsa gerek."
"Hâlâ büyük bir topluluğun parçasıyız ve yaşam alanımızı tam olarak kavramamızı ve onun tadını
çıkarmamızı sağlayan mükemmel duyu organlarıyla donatılmış durumdayız. Bu duyular aynı zamanda diğer türleri tüm yetileriyle tanımamızı ve böylece empati ve saygıyı güçlendirmemizi sağlıyor. Doğa ile aramızdaki bağ kopmuyor, hiçbir zaman da kopmamıştı; yalnızca bir süreliğine onu görmezden geldik. Ve tam anlamıyla ona ait olma hissiyle baktığımızda, çevre koruma önlemleri gözümüze
bambaşka görünüyor. "
“Coccia (Emanuele Coccia), biyolojik
sıralamamızın biyolojik olarak gerekçelendirilemeyeceğini savunuyordu. Bu
düzenin daha çok teolojik bir karakter taşıdığını, insanı egemen ve çevreyi
boyun eğdirilmesi gereken bir unsur olarak gören bir anlayışın hakim olduğunu
söyledi. Buna bir de her şeyi ve herkesi sınıflandırmaya yönelik, yüzyıllardır
süren bir dürtü eklenmişti. Bunlar bir araya geldiğinde ise insanların en üstte
hayvanların ortada ve bitkilerin en altta yer aldığı bir sıralamaya yol açıyorlardı.”
“Bu
nedenle ifadenin en doğrusu ‘en uygun olanın hayatta kalması’ yani var olan
koşullarla en iyi başa çıkabilen türün hayatta kalması olur. Yoksa evrim
sürekli daha güçlü ve bu nedenle belki de daha saldırgan türlerin üstün gelmesi
anlamına gelirdi. Dahası böyle bir yorumla daha önceki türlerin daha az
gelişmiş olması beklenirdi. Gerçekte ise bu türler o zamanki koşullara kusursuz
bir biçimde uyum sağlamışlardı. Ancak doğa sürekli değişim içinde olduğundan (…)
türlerin ortaya çıkması ve yok olması gitgide iyileşme değil, yalnızca yeni
çevresel koşullara uyum sürecidir.”
"Bizler uzun vadede yalnızca teknolojinin yardımıyla hayatta kalabilen, özünü kaybetmiş varlıklar değiliz. Ormana yapacağımız bu yolculukta duyularınızın ne kadar iyi çalıştığına şaşıracaksınız! "
“Ormanda yürüyüş yapmak bağışıklık sisteminize düşündüğünüzden daha büyük bir iyilik yapar. Bunun nedeni, bitkisel antibiyotikler olan fitonsitleri salgılayan ağaçlardır. Her nefes alışınızda farkında olmadan içinize çekersiniz.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder