18 Ocak 2026 Pazar

ORMANIN KALBİ

 












KÜNYE

Kitap Adı: Ormanın Kalbi – İnsan İle Doğa Arasındaki Görünmez Bağ

Yazarı: Peter Wohlleben

Basım: Doğan Yayınları– 1.Basım- 2025

Sayfa: 197

Tür: Araştırma-İnceleme


İNCELEME:

Ormanın Kalbi / Peter Wohlleben

*İnsan İle Doğa Arasındaki Görünmez Bağ*

Yazar ile ‘Ağaçların Gizli Yaşamı’ isimli kitabı ile tanışmıştım. Eski bir ormancı olan yazar, şimdilerde önemli doğa koruma çalışmalarına öncülük ediyor ve hem bilimsel çalışmalardan hem de kendi mesleki deneyimlerinden yola çıkarak okuyucuya doğa ile insan arasındaki bağı yeniden hatırlatmayı hedefliyor.

İnsan 5 duyusunu doğa ile paralel nasıl kullanır? Doğadan uzaklaşarak duyuları ile başarı sağlayan canlıların çok mu ardına düştük? Doğada duyularımızı geliştirmek mümkün mü?

“Orman banyosu”nun Japonya da doktor reçetesiyle uygulana bir tedavi olduğunu biliyor musunuz? Nedir orman banyosu?

Ağaçlar acıyı hissedebilir mi? Ağaçlara sarıldığımızda dokunuşlarımızı hissederler mi?

Ağaçlar görebilir ve işitebilir mi? Yapraklar tek kullanımlık gözler olabilir mi? Ya bitkilerin kökleri aslında küçük birer beyin olabilir mi? Ağaçlarda kalp atışı duymak mümkün mü?

Hayvanlar ile bitkiler arasında gerçekten keskin sınırlar mı var?

Doğanın eczanesinden nasıl faydalanırız?

Doğal orman alanlarını arttırarak iklim değişimiyle mücadele edebilir miyiz?

Biraz teknolojiden doğaya dönmek öz becerilerimizi tekrar anlamak ve pekiştirmek, ormanın iyileştirici gücünü tekrar hissetmek, doğa ile aramızdaki güçlü bağı tekrar kurmak isterseniz bu kitaptan başlayabilirsiniz. Dili oldukça sade ve güzel örneklerle akıcı bir anlatım sunuyor. Ancak favorim yine de Ağaçların Gizli Yaşamı olarak kaldı, öncelikle onu okuyun isterim.

  

KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

“Yalnızca dışarıdaki doğayı korumakla, görünürde önemsiz böcekleri ya da kuş türlerinin neslini tükenmekten kurtarmak için uğraşmakla kalmıyoruz. Hayır, dünyanın ekosistemini korumaya destek olan her önlemle aynı zamanda kendimizi ve yaşam kalitemizi de korumuş oluyoruz çünkü biz de o bütünün ayrılmaz bir parçasıyız. Doğayı korumak, aslına kelimenin tam anlamıyla öz bakımdır ve öyle de olmalıdır.”

 

"İnsanların, onlar olmadan doğal ormanların hayatta kalamayacağını söylediklerini sık sık duydum. Ağaçların 300 milyon yıldır, modern insanların 300.000 yıldır var olduğunu, kanunlarla düzenlenmiş ormancılığın ise yalnızca 300 yıldır yapıldığını söylemek gerekir. Bu sürenin büyük bir kısmında, ormanların insan hakemler olmadan da gayet güzel idare ettikleri ve birbirleriyle ihtilafa düşmedikleri apaçık olsa gerek."


"Hâlâ büyük bir topluluğun parçasıyız ve yaşam alanımızı tam olarak kavramamızı ve onun tadını çıkarmamızı sağlayan mükemmel duyu organlarıyla donatılmış durumdayız. Bu duyular aynı zamanda diğer türleri tüm yetileriyle tanımamızı ve böylece empati ve saygıyı güçlendirmemizi sağlıyor. Doğa ile aramızdaki bağ kopmuyor, hiçbir zaman da kopmamıştı; yalnızca bir süreliğine onu görmezden geldik. Ve tam anlamıyla ona ait olma hissiyle baktığımızda, çevre koruma önlemleri gözümüze bambaşka görünüyor. "

 

“Coccia (Emanuele Coccia), biyolojik sıralamamızın biyolojik olarak gerekçelendirilemeyeceğini savunuyordu. Bu düzenin daha çok teolojik bir karakter taşıdığını, insanı egemen ve çevreyi boyun eğdirilmesi gereken bir unsur olarak gören bir anlayışın hakim olduğunu söyledi. Buna bir de her şeyi ve herkesi sınıflandırmaya yönelik, yüzyıllardır süren bir dürtü eklenmişti. Bunlar bir araya geldiğinde ise insanların en üstte hayvanların ortada ve bitkilerin en altta yer aldığı bir sıralamaya yol açıyorlardı.”


“Bu nedenle ifadenin en doğrusu ‘en uygun olanın hayatta kalması’ yani var olan koşullarla en iyi başa çıkabilen türün hayatta kalması olur. Yoksa evrim sürekli daha güçlü ve bu nedenle belki de daha saldırgan türlerin üstün gelmesi anlamına gelirdi. Dahası böyle bir yorumla daha önceki türlerin daha az gelişmiş olması beklenirdi. Gerçekte ise bu türler o zamanki koşullara kusursuz bir biçimde uyum sağlamışlardı. Ancak doğa sürekli değişim içinde olduğundan (…) türlerin ortaya çıkması ve yok olması gitgide iyileşme değil, yalnızca yeni çevresel koşullara uyum sürecidir.”


"Bizler uzun vadede yalnızca teknolojinin yardımıyla hayatta kalabilen, özünü kaybetmiş varlıklar değiliz. Ormana yapacağımız bu yolculukta duyularınızın ne kadar iyi çalıştığına şaşıracaksınız! "


“Ormanda yürüyüş yapmak bağışıklık sisteminize düşündüğünüzden daha büyük bir iyilik yapar. Bunun nedeni, bitkisel antibiyotikler olan fitonsitleri salgılayan ağaçlardır. Her nefes alışınızda farkında olmadan içinize çekersiniz.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder