KÜNYE
Kitap Adı:
Kalaycı
Yazarı: Alim
Serkan Cesur
Basım: İkinci
Adam Yayınları– 2.Basım- 2025
Sayfa: 150
Tür: Öyküler
İNCELEME:
Kalaycı
/ Alim Serkan Cesur
Yazarın
ikinci kitabı olan Kalaycı bir öykü kitabı. Yazar, kimi insanların ‘sıradan
meslekler’ diye tabir edeceği, aslında birçoğu emeğe dayanan, unutulmaya yüz
tutmuş meslekleri odağına almış. Postacı, Biletçi, Boyacı, Hurdacı, Tamirci,
Külcü birkaç örnek olsun.
21
öykü, 21 meslek, 21 insan hikayesi çıkıyor karşımıza.
Benim
en sevdiğim öykü, kitaba ismini veren Kalaycı öyküsü oldu. Eski Fethiye’nin
Levissi (Karaköy) köyünde Türk ve Rumlar birbirine kız verip almasalar da
dostluk içinde yaşarlar. Çocuk yaşta yetim kalmış İsmail ile kalaycı ustası
Takis Ustanın kızı Lena’nın aşkının filizlenmesi, Kurtuluş savaşını takiben mübadeleyle
göçe zorlanan Osmanlı Rumları, gözyaşları, ayrılık. Çok yıllar sonra İsmail
dedenin kapısını çalan bir misafir.
Diğer
sevdiğim öyküler ise şunlar oldu;
Yine
savaş dönemi cepheye giden askerlerin ayağını boş bırakmayan ‘Çarıkçı’,
Bir
mülteci hikayesi ‘Yolcu’,
Gün
olur devran döner dedirten ‘Mezarcı’,
Kızların
okumasına karşı bir köyde babasının desteği ile okuyan Saliha’yı anlatan ‘Öğrenci(Saç
Bağı)’,
Saliha’nın
köyüne öğretmen olarak döndükten sonra kız öğrencileri okutma çabasını anlatan ‘Öğrenci
(Köye Dönüş)’
Kitabını
hediye etme nezaketi gösteren yazarımız Alim Serkan Bey’e tekrar teşekkür
ediyorum, kaleminiz daim, okuyucunuz bol olsun diyorum. Oldukça sade, akıcı bir
dille ve nostaljik bir havayla aktarılan bu öyküleri okumaktan çok memnun
oldum. Öykü severlerin seveceğini düşüyorum.
Dipnot:
Yazarın kişisel instagram sayfasında ‘Kalaycı’ hikayesinin geçtiği köye dair
fotoğraflar ve konuya dair bir kısa belgesel bulunuyor. Bu bilgiler ışığında
okumak çok daha anlamlıydı, teşekkürler.
KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:
"Vedası
olmayan tek ayrılık ölümdür. Hem giden ölür hem kalan ölür. "
“Fakir
çalışır, zengin sömürür. Mezarcı hepsini gömer. İnsanın eşit olduğu an toprak
altına girdiği zamandır. Toprağın üstünde adalet zengine işlerken, toprağın
altında ne zengine ne de fakire işliyordu. Ölümün soğuk nefesi tüm ölüleri
hareketsiz ve adaletsiz bırakıyordu ya da en gerçek adalet buydu…”
“3000
yıllık Likya şiirindeki gibi;
Beni
bulamazsan üzülme, eşyalarımı bulacaksın. Kestiğim taşları, açtığım yolları,
işlediğim heykelleri bulacaksın. Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden, parmak
izlerimiz değecek birbirine…”
“Ölüler, hatıralarımızda
öldüğü yaşta kalırken bizler yaşlanmaya devam ediyorduk…”
"Perişan
görünenleri küçümseme, yıkık dökük, terk edilmiş bazı yerlerde define
gömülüdür..."
“İnsanın
gönlü yorulduysa, dünyanın bir önemi kalmıyordu.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder