25 Ocak 2026 Pazar

KALAYCI

 












KÜNYE

Kitap Adı: Kalaycı

Yazarı: Alim Serkan Cesur

Basım: İkinci Adam Yayınları– 2.Basım- 2025

Sayfa: 150

Tür: Öyküler


İNCELEME:

Kalaycı / Alim Serkan Cesur

Yazarın ikinci kitabı olan Kalaycı bir öykü kitabı. Yazar, kimi insanların ‘sıradan meslekler’ diye tabir edeceği, aslında birçoğu emeğe dayanan, unutulmaya yüz tutmuş meslekleri odağına almış. Postacı, Biletçi, Boyacı, Hurdacı, Tamirci, Külcü birkaç örnek olsun.

21 öykü, 21 meslek, 21 insan hikayesi çıkıyor karşımıza.

Benim en sevdiğim öykü, kitaba ismini veren Kalaycı öyküsü oldu. Eski Fethiye’nin Levissi (Karaköy) köyünde Türk ve Rumlar birbirine kız verip almasalar da dostluk içinde yaşarlar. Çocuk yaşta yetim kalmış İsmail ile kalaycı ustası Takis Ustanın kızı Lena’nın aşkının filizlenmesi, Kurtuluş savaşını takiben mübadeleyle göçe zorlanan Osmanlı Rumları, gözyaşları, ayrılık. Çok yıllar sonra İsmail dedenin kapısını çalan bir misafir.

Diğer sevdiğim öyküler ise şunlar oldu;

Yine savaş dönemi cepheye giden askerlerin ayağını boş bırakmayan ‘Çarıkçı’,

Bir mülteci hikayesi ‘Yolcu’,

Gün olur devran döner dedirten ‘Mezarcı’,

Kızların okumasına karşı bir köyde babasının desteği ile okuyan Saliha’yı anlatan ‘Öğrenci(Saç Bağı)’,

Saliha’nın köyüne öğretmen olarak döndükten sonra kız öğrencileri okutma çabasını anlatan ‘Öğrenci (Köye Dönüş)’

Kitabını hediye etme nezaketi gösteren yazarımız Alim Serkan Bey’e tekrar teşekkür ediyorum, kaleminiz daim, okuyucunuz bol olsun diyorum. Oldukça sade, akıcı bir dille ve nostaljik bir havayla aktarılan bu öyküleri okumaktan çok memnun oldum. Öykü severlerin seveceğini düşüyorum.

Dipnot: Yazarın kişisel instagram sayfasında ‘Kalaycı’ hikayesinin geçtiği köye dair fotoğraflar ve konuya dair bir kısa belgesel bulunuyor. Bu bilgiler ışığında okumak çok daha anlamlıydı, teşekkürler.

 


KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

"Vedası olmayan tek ayrılık ölümdür. Hem giden ölür hem kalan ölür. "

 

“Fakir çalışır, zengin sömürür. Mezarcı hepsini gömer. İnsanın eşit olduğu an toprak altına girdiği zamandır. Toprağın üstünde adalet zengine işlerken, toprağın altında ne zengine ne de fakire işliyordu. Ölümün soğuk nefesi tüm ölüleri hareketsiz ve adaletsiz bırakıyordu ya da en gerçek adalet buydu…”

 

“3000 yıllık Likya şiirindeki gibi;

Beni bulamazsan üzülme, eşyalarımı bulacaksın. Kestiğim taşları, açtığım yolları, işlediğim heykelleri bulacaksın. Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden, parmak izlerimiz değecek birbirine…”

 

“Ölüler, hatıralarımızda öldüğü yaşta kalırken bizler yaşlanmaya devam ediyorduk…”

 

"Perişan görünenleri küçümseme, yıkık dökük, terk edilmiş bazı yerlerde define gömülüdür..."

 

“İnsanın gönlü yorulduysa, dünyanın bir önemi kalmıyordu.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder