KÜNYE
Kitap
Adı: Kapı
Yazarı:
Magda Szabo
Basım:
Yapı Kredi Yayınları– 11.Basım- 2023
Sayfa:
239
Tür:
Roman
İNCELEME:
Kapı
/ Magda Szabo
“Size
söylemem gerekir ki Emerence’i ben öldürdüm. Onu ortadan kaldırmayı değil
kurtarmayı istemiş olmam bu gerçeği değiştirmez.”
Kitapta
anlatıcımız kadın bir yazar. Eşiyle birlikte evlerine bir yardımcı almak
isterler ve öneri üzerine mahalle sakini yaşlı Emerence ile anlaşırlar. Ancak
yaşlı kadın kolay biri değildir. Emerence mesafeli, güvensiz, dikbaşlı ve sivri
dilli bir kadındır. İstediğinde gelir, istediği kadar çalışır, ailenin
sınırlarını görmezden gelir ancak çok çalışkandır. Çok yetenekli ve zeki bu
kadın, kendini evine kapatmış ve izole bir yaşam sürer. En yakın birkaç
arkadaşını hatta yeğenini bile evinin içine almaz. Evi bir gizemdir, kendince
sırları vardır. Ancak tüm mahallenin de saygısını kazanmıştır.
Yazar
ile yaşlı kadın arasındaki çekişmeli ve sert ilişki, birbirlerini anlamaya
başladıkça bir dengeye erişir. Yıllar geçtikçe aralarında anne-kız ilişkisi
şekillenir. Ve bir gün Emerence sırrını yazar ile paylaşır ve anahtarını yazara
verir. Bir hastalık hali sonrası kimseden yardım istemeyen duruşu, Emerence
için durumunun kötüye gitmesine sebep olur. Evhamlanan mahalle halkı ile endişe
artar. Duruma dayanamayan yazar tamamen iyi niyetle ancak komşular ve doktorla
birlikte yaşlı kadının evine baskın düzenler. Ancak hiçbir şey beklediği gibi
ilerlemez. Bundan sonra olaylar tam bir trajediye döner.
Anahtarın
elimizde olması kapıyı istediğimizde açma özgürlüğünü verir mi? Kapı bizim
olmasa bile!
İyi
niyet her zaman doğru ve haklı davranış sunar mı? Sınırları ihlal ediyor olsak
bile!
Magda
Szabo’dan okuduğum ikinci kitap, yazara Fransa’nın saygın ödüllerinden Femina’yı
kazandırmış. Daha önce İza’nın Şarkısı ile aile ilişkilerine mercek tutan
yazar, bu kitabı ile insan ilişkilerine ışık tutmuş. Kitaptaki anlatıcının yazar
olması ve adının Magduska olarak geçmesi de anlatının otobiyografik öğeler
taşıdığının altını çiziyor. Ve yazarın belki de kendi içsel hesaplaşmalarını
kaleme aldığını da düşündürüyor. İlk tema insan ilişkileri gibi görünse de
aslında mahremiyet, güven, iyilik, yalnızlık, ölüm gibi temaları işleyen ve
sorgulatan çok derinlikli bir eser olmuş. Kapı burada mahremiyeti, anahtar ise
güveni sembolize eden metaforlar olarak felsefi bir bakış gizliyor. Yeri geldi
kızdım yeri geldi hüzünlendim, yeri geldi çokça düşündüm. Kitabı çok sevdim ve
şiddetle öneririm.
“Hiç
kimseyi çılgınca sevmeyin çünkü kaybedersiniz, er ya da geç.”
“Her
duygusal ilişki aslında bir saldırganlık ihtimali taşır, insan ne kadar çok
kişiyle yakın ilişki kurarsa o kadar çok tehlikeye de maruz kalabilirdi.”
"Emerenc
herkes için örnek alınması gereken, herkesin yardımına koşan bir insan, bir
ülküydü... O kar kraliçesiydi, güvenliğimiz demekti. …kimseden bir şey
istememiş, kimseye muhtaç kalmamış, tüm yaşamı boyunca herkesin derdini
üstlenmiş, kendi sorunları hakkında hiç konuşmamış ancak tam konuşacağı sırada
televizyonda programa çıkacağım tutmuş ve yaşamının onur kırıcı ve hastalıkla
lekelenmiş biricik anında keşfedilmesine göz yumarak onu ortada
bırakıvermiştim. Nasıl oluyordu da onu ve evini kedilerle doldurmasına yol açan
merhamet duygusunun anatomik yapısını asla analiz edemiyordum?”
“İnsan,
yüreğine saplanan bıçak eğer çok keskinse anında yere yığılmazmış.”
“Ölüler
her zaman kazanır. Kaybedense yalnızca hayatta kalanlar olur.”
“Kim yalnız değildi ki? Bilmek isterdim doğrusu.
Hatta biriyle birlikte yaşayanlar bile yalnız, sadece yalnız olduklarının
bilincinde değiller, o kadar!”
"Barış
istiyorlarmış. Siz buna inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum, o zaman tüfekleri
kim satın alacak? Adam asmak, yağma yapmak için hangi bahaneler ileri
sürülecek? Ayrıca dünyada bugüne dek barış olmamış da niçin bugün
olacakmış?"
“Birine
verebileceğiniz en büyük hediye onun acı çekmesine engel olmaktır.”
“…,
insan evine girdiğinde eğer geldiğine sevinecek hiç kimsesi yoksa yaşamanın da
herhangi bir anlamı yok.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder