11 Şubat 2026 Çarşamba

MİRAS

 












KÜNYE

Kitap Adı: Miras

Yazarı: Vigdis Hjorth

Basım: Siren Yayınları– 9.Basım- 2023

Sayfa: 309

Tür: Roman


İNCELEME:

Miras / Vigdis Hjorth

"İnsan ailesini seçemez ama hikâyesini anlatmayı seçebilir."

Yaptığı ile yüzleşmeye cesareti olmayan bir baba, düzenini yitirmekten korkan, düşüncesiz bir anne. Birlikte ve sessizce tüm olayı örtbas ederek bir şey yokmuş gibi davranmaya devam ederler. Olay duyulursa ödeyecekleri bedel, kızları ile ilişkilerini yitirmeleri ihtimaline baskın gelir. Baba tarafından küçük yaşlarında fiziksel şiddet gören oğul Bard ve cinsel istismara uğrayan Bergljot aileden kopar ve tüm olaylar ısrarla görmezden gelinir, onlara sorunlu ve nankör evlat muamelesi yapılır. Bergljot kendini bir türlü ifade edemez, muhattap bulamaz, diğerleri ona inanmamayı seçmiştir. Aile saadeti bozulsun istemeyerek anne ve baba tarafında yer alan kızları Astrid ve Asa ile çocukları aile ilgisi, şefkati ve maddi desteği ile hayatlarını sürerler.

Bergljot profesyonel yardım alıp psikanaliz ile kendi içindeki tramvayı atlatmaya çalışır. Bard ile tekrar görüşmeye başlamaları da ona iyi gelir ancak ailenin diğer üyeleri ile karşılaşmak dahi istememektedir. Yılda bir iki kez mail ya da telefon iletişimi bile ona ağır gelmektedir çünkü sesi duyulmaz. Ailenin adil olmayan bir vasiyet hazırlaması ile miras çekişmesinin içine çekilir.

“Ne yapacağı belli olmayan saldırgan bir aslan varken ondan korkmayı bırakmak zordur ama şimdi aslan öldü.”

Ve bir gün bir ev kazası sonucu baba vefat eder. Miras çekişmeleri hararetlenir. Cenaze ve yasal süreçler derken aile zoraki bir araya gelmek zorunda kalır ancak bu Bergljot içindeki fırtınaları arttırır. Kız kardeşi Astrid onu dinlemek istediğini söylese de Bergljot samimiyet hissetmez. Kendini anlatma çabaları sonuç vermeyen kadın nasıl bir yol izleyecektir?

Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Aile olmaya yönelik yapılan sorgulamalar oldukça dikkat çekiciydi. Kan bağı aile olmaya yeterli miydi? Asla. Peki ya bağışlamak, her şeyi bağışlayabilmek mümkün mü? Bence hiçbir şeyi bağışlamak zorunda değiliz. Geri dönüşü olmayan ve gerçek anlamda pişmanlık duyulmayan şeyleri özellikle. Okuduğuma memnun olduğum bir kitaptı, tavsiyedir.

 

KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

"Gazetede ihanetle suçlanan bir kişinin hatasını kabul edip ağlamaya başlamasıyla mağdurun kılını bile kıpırdatmadan arkasını döndüğünden bahseden bir psikolog alıntılanmıştı. Psikolog, daha deneyimsiz olduğu dönemlerde bunu izlemeyi acı verici bulduğunu ve mağduru karşısındakinin gösterdiği pişmanlığı kabul etmesi için yüreklendirdiğini söylemişti.

Ama artık öyle yapmıyordu. Doğru sıralamayla yapılmazsa bu bir çözüm değildi. Mağdurun ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş gibi düşerdi."

 

“Hayatımızın akışında önemli bir rol üstlenecek, yönümüzü değiştirecek seçimleri etkileyecek ya da belirleyecek insanlarla yollarımızın tesadüf eseri kesiştiğini düşünmek ne garip. Belki de tesadüf değildir. Karşımızdaki insanın, bilinçli ya da bilinçsiz, gitmek istediğimiz yöne bizi itekleyeceğini seziyor olabilir miyiz?”

 

“Sağlıklı biri olmak neye benziyordu acaba? Sağlıklı biri olmak, sakatlanmamış biri olmak nasıl bir şeydir bilmiyordum, kendi deneyimlerimden başka bir şey yoktu elimde.”

 

“Babamızın bizi görmesini isteriz, dedi (…) Bir oğlan çocuğu için en önemli şeydir bu, babası tarafından görülmek.

 

“Her şey bağlantılıdır. Anlamak üzere kulak kesilmiş biri için hiçbir sözcük tamamen masum değildir.”

 

“Kopmak ölüm gibi, diye düşündüm; başlarda insanın canını yakıyor, sonra yokluğa alışıyorsunuz, diğeri, ölen kişi, yavaş yavaş yok olup sizden uzaklaşıyor.”

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder