KÜNYE
Kitap Adı:
Miras
Yazarı: Vigdis
Hjorth
Basım: Siren
Yayınları– 9.Basım- 2023
Sayfa: 309
Tür: Roman
İNCELEME:
Miras
/ Vigdis Hjorth
"İnsan
ailesini seçemez ama hikâyesini anlatmayı seçebilir."
Yaptığı
ile yüzleşmeye cesareti olmayan bir baba, düzenini yitirmekten korkan,
düşüncesiz bir anne. Birlikte ve sessizce tüm olayı örtbas ederek bir şey
yokmuş gibi davranmaya devam ederler. Olay duyulursa ödeyecekleri bedel,
kızları ile ilişkilerini yitirmeleri ihtimaline baskın gelir. Baba tarafından
küçük yaşlarında fiziksel şiddet gören oğul Bard ve cinsel istismara uğrayan
Bergljot aileden kopar ve tüm olaylar ısrarla görmezden gelinir, onlara sorunlu
ve nankör evlat muamelesi yapılır. Bergljot kendini bir türlü ifade edemez,
muhattap bulamaz, diğerleri ona inanmamayı seçmiştir. Aile saadeti bozulsun
istemeyerek anne ve baba tarafında yer alan kızları Astrid ve Asa ile çocukları
aile ilgisi, şefkati ve maddi desteği ile hayatlarını sürerler.
Bergljot
profesyonel yardım alıp psikanaliz ile kendi içindeki tramvayı atlatmaya
çalışır. Bard ile tekrar görüşmeye başlamaları da ona iyi gelir ancak ailenin
diğer üyeleri ile karşılaşmak dahi istememektedir. Yılda bir iki kez mail ya da
telefon iletişimi bile ona ağır gelmektedir çünkü sesi duyulmaz. Ailenin adil
olmayan bir vasiyet hazırlaması ile miras çekişmesinin içine çekilir.
“Ne
yapacağı belli olmayan saldırgan bir aslan varken ondan korkmayı bırakmak
zordur ama şimdi aslan öldü.”
Ve
bir gün bir ev kazası sonucu baba vefat eder. Miras çekişmeleri hararetlenir.
Cenaze ve yasal süreçler derken aile zoraki bir araya gelmek zorunda kalır
ancak bu Bergljot içindeki fırtınaları arttırır. Kız kardeşi Astrid onu
dinlemek istediğini söylese de Bergljot samimiyet hissetmez. Kendini anlatma
çabaları sonuç vermeyen kadın nasıl bir yol izleyecektir?
Yazardan
okuduğum ilk kitaptı. Aile olmaya yönelik yapılan sorgulamalar oldukça dikkat
çekiciydi. Kan bağı aile olmaya yeterli miydi? Asla. Peki ya bağışlamak, her
şeyi bağışlayabilmek mümkün mü? Bence hiçbir şeyi bağışlamak zorunda değiliz.
Geri dönüşü olmayan ve gerçek anlamda pişmanlık duyulmayan şeyleri özellikle.
Okuduğuma memnun olduğum bir kitaptı, tavsiyedir.
KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:
"Gazetede
ihanetle suçlanan bir kişinin hatasını kabul edip ağlamaya başlamasıyla
mağdurun kılını bile kıpırdatmadan arkasını döndüğünden bahseden bir psikolog
alıntılanmıştı. Psikolog, daha deneyimsiz olduğu dönemlerde bunu izlemeyi acı verici
bulduğunu ve mağduru karşısındakinin gösterdiği pişmanlığı kabul etmesi için
yüreklendirdiğini söylemişti.
Ama artık
öyle yapmıyordu. Doğru sıralamayla yapılmazsa bu bir çözüm değildi. Mağdurun
ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu
kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş
gibi düşerdi."
“Hayatımızın
akışında önemli bir rol üstlenecek, yönümüzü değiştirecek seçimleri etkileyecek
ya da belirleyecek insanlarla yollarımızın tesadüf eseri kesiştiğini düşünmek
ne garip. Belki de tesadüf değildir. Karşımızdaki insanın, bilinçli ya da
bilinçsiz, gitmek istediğimiz yöne bizi itekleyeceğini seziyor olabilir miyiz?”
“Sağlıklı
biri olmak neye benziyordu acaba? Sağlıklı biri olmak, sakatlanmamış biri olmak
nasıl bir şeydir bilmiyordum, kendi deneyimlerimden başka bir şey yoktu elimde.”
“Babamızın
bizi görmesini isteriz, dedi (…) Bir oğlan çocuğu için en önemli şeydir bu,
babası tarafından görülmek.
“Her şey
bağlantılıdır. Anlamak üzere kulak kesilmiş biri için hiçbir sözcük tamamen
masum değildir.”
“Kopmak
ölüm gibi, diye düşündüm; başlarda insanın canını yakıyor, sonra yokluğa
alışıyorsunuz, diğeri, ölen kişi, yavaş yavaş yok olup sizden uzaklaşıyor.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder