24 Mart 2026 Salı

KÜN

 











KÜNYE

Kitap Adı: Kün

Yazarı: Sezgin Kaymaz

Basım: İletişim Yayınları– 6.Basım- 2023

Sayfa: 479

Tür: Roman


İNCELEME:

Kün / Sezgin Kaymaz

Yazarın kalemine Düz Dünyacılar ile hayran olmuştum. Kün ise okurken ‘Bir insan bu hikayeleri nasıl kurgular, nasıl böyle birbirine bağlar?’ dedirtti. Hem güldüren hem hüzünlendiren bir yandan düşündüren, biraz tasavvufa yaslanan bir kalem Sezgin Kaymaz.

“Ol, yani ‘Kün’… Neleri neleri olduran bir roman, Kün.” Fantastik öğelerle gerçek hayatın yine iç içe geçtiği bir roman.

Tam ölememiş ölülerin, yaşayamamış dirilerin, Konya ağzıyla konuşan köpeklerin, dayak yemekten dayağın ustası olmuş el kadar bir oğlanın, işportacı müezzinin, vicdanlı cami imamının, merhametli ateistin, şerefsizlerle iyilerin mücadelesinin romanı Kün. Kader, inanç, rüyalar, sorgulamalar…

Ailesinin yok saydığı, şiddete alışmış Ömer, ölüleri duyup konuşabilen köpek Çeto, Ömer’e sahip çıkan cami imamı Muzaffer Hoca, Ömer’i himayesine alan ateist Hüdai Ağa, vicdanlı komiser Menderes. Gördüğü rüyayı yanlış yorumlayıp bir mezarlığı rant alanına çeviren muhtar Hacı Nacı Kalaycı, mezarlığın eski sakin-yeni deli ölüleri ve bu şaşkın yerinden edilmiş ölülerin araftan kurtulma mücadelesi.

Roman insanların ne kadar kötü olabileceğinin, yozlaşmanın, çürümenin, iki yüzlülüğün sınırı olmadığının ve türlü maskeler altına sığındığının altını çizerken diğer taraftan sevginin, şefkatin, merhametin ve iyiliğin de hep yamacında var olduğunu ve dönüştürücü etkisini vurguluyor.

İlk bölümler biraz yorabilir, ne okuyorum ben dedirtebilir, lütfen sabredin, önünüze derya deniz bir kurgu açılacak. Kitap çokça karakterin, parça parça hikayelerin sonradan başarıyla birleştirilmesiyle oluşuyor. Yöresel ağız yanında argo ve küfür yoğun kullanılsa da kurgu gereği rahatsız etmiyor. Muzaffer Hoca ile Hüdai Ağa’nın inanç-inançsızlık eksenindeki sohbetleri oldukça ilgi çekiciydi. Ömer ve Çeto ikilisini ise unutmayacağım. Kitabın sonunda gözyaşıma hakim olamadım. Yine çok etkileyici bir kurgu okudum, tavsiye ederim.

 

KİTAPTAN SEVDİĞİM ALINTILAR:

 

“Mekânı yoktu ölünün, ama gömüldüğü mezar aracılığıyla kâinatla bağı vardı. Bu yüzden çok kıymetliydi mezar denen şey(…)Yeniden doğuşun rahmiydi mezar(…)Ölünün, sonsuza kadar yaşamak üzere diriltileceği zamanı huzur içinde bekleyebilmesinin tek yolu kabrin emniyetiydi. Ölünün huzuru kaçarsa kâinatın huzuru kaçardı. Mezarlıklara dokunmayacaktın. Dokunursan, ölüler ne yapacaklarımı bilemezdi. Onların bilemediği şeyi diriler hiç bilemezdi.”

 

"Ölüm, 'Yaşıyorum' iddiasında olan kısacık dünya uykusundaki insanoğlunun bilmediği, bu tarafa geçmedikçe de bilemeyeceği upuzun bir yaşama şekliydi mesela... Ölüm, ölüm değildi. Eskimiş beden elbisesini çıkarıp attığın, sonsuz hayatın alıştırmasını yaptığın upuzun bir uyanıklık dönemiydi.”

 

“Allah Allah'sa eğer, hayırsız işi olmazdı. Allah'sa Allah, şerri merri de olmazdı. Bu laf Kitap'ta geçiyorduysa bile anlayan yanlış anlamış, o lafla bu maksadın hasıl olmayacağını aklı almamış olmalıydı.”

 

“İmkânsız imkansızdır. Mucize ise mucize. İkisinin arasında dağlar kadar fark var."

 

“Adalet var mıydı bu dünyada? Acaba Allah ara sıra dönüp 'Kullarım ne yapıyor bakalım?' diyor muydu? 'Onları attım oraya; ben olmazsam yollarını şaşırırlar. Bir çeki düzen vereyim.' falan? Allah var mıydı?”

 

“Kader, Zül Celâl in; ‘Böyle yazdım böyle yapacaksın' dediği şey değildi. 'Senin ne yapacağını biliyorum. Aha da şuraya yazdım' dediği şeydi. (…) Bir şeyi fazlacana arzu etmek mânâsız, hâttâ komikti. Hâttâ hâttâ bırak fazlacana arzu etmeyi, bir şeyi azıncık istemek daha komikti. Neyi ne kadar isteyeceğin de yazılıydı Levh-i Mahfuz' da çünkü, neyi ne kadar elde edeceğin de. Gerisi hikâyeydi...”

 

“Susuzluk, belki de senin canın su çekti diye değil, suyun canı sen çekti diye gelip yapışıyordu gırtlağına. Suya kavuş diye susatmıyordu Allah seni, su sana kavuşsun diye susatıyordu belki de.”

 

“Kâfur mu kokuyordum ben?

Evet, kâfur kokuyordum.

İlaveten nem, amber ve öd ağacı.

Ölü müydüm diri mi?

Ölü neydi?

Diri ne?”

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder