KÜNYE
Kitap
Adı: Dorian Gray’in Portresi
Yazarı:
Oscar Wilde
Basım:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları– 13.Basım- 2022
Sayfa:
258
Tür:
Roman, Dünya Klasikleri
İNCELEME:
Dorian
Gray’in Portresi / Oscar Wilde
Yazarın
tek romanı olan eser aynı zamanda dönemin katı ahlaki anlayışı çerçevesinde yazarın
cinsel yönelimi nedeniyle yargılanıp tutuklanmasında da delil olarak
gösterilmiş. Eser yayınlandığı dönemde eşcinselliğe özendirdiği gerekçesiyle oldukça
sert eleştirilere maruz kalmış. Ancak ana teması bireyin içsel çürümesi olan kitap,
güzellik algısı, gençlik kaygısı, kibir ve ahlaki yozlaşma konularını merkeze
alıyor.
Dorian
Gray kusursuz güzelliğe sahip, mütevazi hayatı olan bir genç. Yakın arkadaşı ve
hayranı ressam Basil Hallward’ın Dorian’ın portresini resmetmesi ve ressamın
arkadaşı Lord Henry ile tanıştırması sonrası Dorian değişiyor. Lord Henry
güzelliğe ve zevke düşkün, narsist ve çok iyi bir manipülatör. Dorian, Henry
ile daha fazla vakit geçirmeye ve onun tarzının etkisine girmeye başlar. Henry’nin
portrenin estetiği ve güzelliğine yaptığı övgülerle Dorian kendi güzelliğinin
farkına varır.
Birgün
sonsuza kadar genç kalacak kendi portresini kıskanır ve ‘zaman her an benim gençliğimden
alıyor, resim aynı kalıyor. Keşke tam tersi olsaydı. Resim değişseydi ben aynı
kalsaydım’ diyerek sonsuz gençlik ve güzellik diler. Ve dilek gerçeğe döner. Bu
nimet ile neler yapabileceği konusunda rehberi ise maalesef Henry’dir.
Basil
iyiliği, erdemi ve vicdanın sesini; Henry ise bir o kadar kötülüğü ve yozlaşmayı
simgeliyor. Peki ya vicdanın sesi susarsa ne olur? Dorian kendi arzularının ve
zaaflarının esiri olmaya başlıyor. Bu ise onun ruhsal çöküşünü hazırlıyor.
Yaşattıkları
artık yüzüne değil portresine yansıyor. Portre kalın perdeler ardına, gizli
odalara saklanabiliyor. Ama ya insan vicdanından ne kadar kaçabiliyor?
KİTAPTAN SEVDİĞİM
ALINTILAR:
“Acaba
psikolojiyi mutlak bir bilim dalı haline getirirsek küçücük yaşam pınarlarından
her birinin sırrına erebilir miydik? Mevcut durumda kendimizi hep yanlış
anlıyor, başka insanlarıysa nadiren anlayabiliyorduk.”
“Deneyim
denilen şeyin ahlaki bir değeri yoktu. Deneyim, insanların yanlışlarına
verdikleri isimdi. Ahlakçılar kural olarak, deneyimi bir tür uyarı biçimi
olarak görmüş, karakterin şekillenmesinde etik açıdan faydalı olduğunu öne
sürmüş ve onu bize neyi yapıp neyi yapmayacağamızı gösteren bir şey olarak
yüceltmişlerdi. Fakat deneyimin harekete geçirme gibi bir gücü yoktur. Rolü
neredeyse vicdanınki kadar azdır. Deneyimin bize gösterdiği tek şey şudur;
geçmişimiz neyse geleceğimiz de o olacaktır ve geçmişte tiksinerek işlediğimiz
günahları gelecekte defalarca, hem de mutluluk duyarak işleyeceğiz.”
"Üzerimizde en amansızca hâkimiyet kuran arzular, kaynağı konusunda
kendimizi kandırdıklarımızdır. En zayıf güdülerimiz doğasını en iyi
bildiklerimizdir."
“İnsanın kendi kendini suçlamasının keyif veren bir yanı vardır. Kendi
kendimizi suçladığımız zaman başka birinin bizi suçlamaya hakkı kalmadığını
düşünürüz. İnsanın ruhunu suçluluk duygusundan arındıran şey itiraf etme
eyleminin kendisidir; günah çıkartan rahip değil.”
“Hayat,
başkalarının hatalarını yüklenemeyecek kadar kısaydı. Herkes kendi hayatını
yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu. Acı olansa, insanın çoğu
zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı. Aslına
bakılırsa, insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader,
insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu.”
“Ceza
çekmenin insanı arındırıp temizleyen bir yanı vardı. İnsanın hakkaniyetli bir
Tanrı’ya ettiği dua ‘günahlarımızı bağışla’ değil de ‘yaptığımız kötülükler
için bizi cezalandır' olmalıydı.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder